Bilgi Savaşları: Ekonomik Savaş nedir?

Ekonomik Savaş, özellikle son yıllarda sıklıkla karşılaştığımız bilgi savaşı yöntemlerinden biridir. Ekonomik savaşın temel amacı, herhangi bir askeri müdahalede bulunmadan saldırılan ülkenin ekonomik gücünü zayıflatarak olası müdahaleleri kolaylaştırma olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nitekim bir ülkenin tam bağımsızlığı ekonomiden geçer. Yakın döneme bakıldığında Katar ya da Rusya’da yaşananlar ekonomik savaşın gücünü ortaya koymaktadır.

Ekonomik savaş kavramı, bilgi sistemleri ile ekonomik unsurların bir bileşkesidir. Bilginin en önemli güç olduğu günümüzde, bilginin satışı ve bilgiye erişim ülkelere yüklü miktarda ekonomik değer olarak yansımaktadır. Dolayısıyla herhangi bir ülkenin ekonomik bilgi sistemlerine erişiminin engellenmesi, ülkelerin ekonomik çöküntü içerisine girmelerine sebep olabilecektir.[1]

Ekonomik Savaş Süreci

Ekonomik savaş öncelikle bilgi blokajı ve daha sonra da bilgi emparyalizmi ile yapılır. Ekonomik bilgi blokajı, önemli bilgi materyalinin aralıksız akışına dayanmaktadır. Bir bilgi barajı bir ülkenin uluslararası haberleşmeye erişimini engeller. Örneğin o ülkenin uluslararası finansal işlemleri mümkün olmaz. Ekonomik bilgi blokajı etkinin şiddet olmadan yaratılmasıdır. Bilgi ve uzmanlığın internet içindeki ticareti, ekonomik bilgi blokajına günümüzde daha da farklı bir boyut getirmektedir. Bilgi emperyalizmi “ekonomi savaştır” fikrine dayanmaktadır.[2]

Ekonomik Savaş
Ekonomik Savaş

Ekonomik Savaş nedir?

Libicki kendi ifadesiyle “ekonomik savaşın bilgi savaşı ile olan evliliğini”, daha önce bahsettiğim bilgi blokajı ile bilgi emperyalizmi olarak 2 şekilde tanımlamaktadır. Libicki, bilgi akışı ve erişimi kesilmiş devletlerin ayakları üzerinde duramayarak ağır tahribatlara uğrayacaklarını ifade etmektedir.

Ekonomik Bilgi savaşıyla ilgili bir diğer tanımda; “bilgi ticaretinin gerçekleşmesi için bilgi ekonomilerine karşı yapılan savaştır. Devlet politikasının bir aracı olarak ticarette kullanılan bilginin manipülasyonunu içerir.”şeklindedir.[3]

Özetle; ekonomik bilgi savaşı ekonomide kullanılan bilgi girişinin kesintiye uğratılması ya da engellenmesi suretiyle karşı tarafın zarara uğratılmasını amaçlamaktadır. Bir ülkenin ekonomisinin lokomotifi olarak değerlendirilen sektörüne ait bilgiler o ülke için hayati, önem taşımaktadır. Dünyada birçok ülke dış ticaretini belirli kalemde malların satışı üzerine dayandırmaktadır. Bazı ülkeler sadece yer altı zenginliklerini bazıları ise sadece gıda, yas sebze ve meyve gibi ürünleri ihraç edebilmektedir. Bu ülkeler için belirli sektörlere ait bilgiler hayati önem taşımaktadır.

“Dünyada o alanda doğru veya yanlış çıkan haberler, dedikodular, istatistikler, sağlığa veya diğer sektörlere etkileri gibi yayınlar ülke dış ticaretini ve dolayısı ile ekonomisini doğrudan etkileyebilmektedir.”[4]

Ekonomik Savaş

Ekonomik bilgi savaşının en önemli dayanığı, Batılıların, azgelişmiş ülkelerdeki ulusçu eğilim ve hareketlere karşı olmaları ve kendi ekonomik yapılarından kaynaklanan bir zorunluluk olmasıdır.

Batılıların, azgelişmiş ülkelerdeki ulusçu eğilim ve hareketlere karşı olmaları, ekonomik yapılarından kaynaklanan bir zorunluluktur.[5]

Ülkelerin, çağımızda yeniden şekillenen savunma ihtiyaçları, sadece askeri anlamda duyulan ihtiyaçlar olmaktan çıkarak, devletlerin faaliyet gösterdiği her alandaki yabancı girişimlere karşı, bu alanların savunulmasını gerektiren bir yapıya bürünmüştür.

Çağımızdaki hızlı değişim ve tehdit kavramının farklılaşması, ülkelerin ekonomik değerlerinin, küresel rekabet ortamında başka ülke şirketleri tarafından satın alınmasını, ulusal güvenliği tehdit eden girişimler olarak kabul edilmektedir.

Türkiye’de özellikle son dönemde Tüpraş, Ereğli Demir Çelik, Türk Telekom ve benzeri pek çok örnekte de olduğu gibi, stratejik düzeyde önemli olan kuruluşların özelleştirme süreçlerinin de, ulusal güvenlik boyutunda bazı tartışmalara yol açtığı görülmektedir. Burada tartışılan esas nokta Türkiye’nin bir biçimde bağımlılığının çok uluslu şirketlerin eline geçmesi ve bu yabancı güçlerin Türkiye ekonomisini yönlendirme, istedikleri gibi düzenleme yapabilme, kendi önceliklerini gerçekleştirme ihtimalleri bile milli güvenlik açısından ürkütücü olmasıdır.

Ekonomik yaptırımlar, finansal dengesizlikler, ham maddelerin akışı, yerel döviz kurlarındaki spekülasyonlar ve birçok değişik bağımlılıklar günümüzün potansiyel tehlikeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Komşu ülkeler tarafından bilinçsizce, istemeyerek bile olsa yapılan bir takım ekonomik suistimaller, pazar kayıplarına yol açabilmekte bu durum bazen ekonomik açıdan tehlikeli bir hal alabilmektedir. Bu nedenle ekonomi ile güvenlik arasındaki bağ daha güçlü bir hale gelmiştir.[6]

Konu daha önce yayınladığım bir çalışmanın bir bölümü olması nedeniyle bazen hızlı geçişleri olan bir yazı oldu. Yine hızlı bir geçişle yazıyı da tamamlamış olacağım.

Son olarak şunu belirtmek isterim ki bu vatan için çalışan, ter akıtan, çabalayan bu ülkenin sevdalıları bu topraklarda hiçbir zaman bitmemiştir ve bitmeyecektir. Yapılan saldırılar her zaman devam edebilir lakin “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın. Ne mutlu kalbi Türkiye sevdasıyla çarpanlara..

[1] ÜNAL Ahmet Naci, YARMAN Sıddık, Teknolojik Gelişmeler Işığında Yeni Savunma Kavramları ve Strateji Belirleme, SAVTEK 2002, Savunma Teknolojileri Kongresi, 24-25 Ekim 2002, ODTÜ, Ankara, sy.217

[2] AHVENAİNEN Sakari, About İnformation Warfare, Finnish Defence Forces, 24th January 2000, sy. 24-25

[3] SAĞSAN Mustafa, Bilgi Savaşı:Siperlerden Klavyelere Taşınan Savaşın Anatomisi, Psikolojik Harp İstihbaratı Avrasya Dosyası Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Dergisi Yaz 2002 Fasikül: 23 Cilt: 8 Sayı: 2, sy.229

[4] ERDAL Murat, Teknoloji ve Ulusal Güvenlik, İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, İşletme Bölümü, sy.9

[5] AYDOĞAN Metin, Türkiye’yi Bekleyen Tehlikeler Bitmeyen Oyun Kumsaati Yayınları, 11. Baskı, Ağustos 2002, sy.303

[6] Miman, a.g.e., sy.34

News Reporter

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: