Bilgi, Bilim ve Teknolojinin Gelişimi

İnsanlık tarihinde bir yolculuğa çıkıldığında, toplumların hayat tarzında ve kültürel yapısında büyük dönüşüme neden olan teknolojik buluşların kağıt, matbaa, telgraf, buharlı makine, elektrik ve bilgisayarın icadı olduğu kabul edilmektedir.

Ancak, insanlık tarihindeki en büyük değişim, endüstri toplumuna geçişin yaşandığı 18. yy.’da, buharlı makinenin kullanımıyla başlamıştır. Endüstri Devriminin başlangıcı olarak kabul edilen buhar gücünün kullanımıyla insan gücüne olan ihtiyaç azalmış, insanoğlu maddeye hükmetmeye başlamıştır. Bu hızlı değişimin yaşandığı dönemde buharlı makineden sonraki en önemli adımlardan biri ise 1831 yılında elektriğin kullanılmasıdır. Elektriğin o dönem için anlamı, güç üretimindeki ucuzlamadır ki bu, sanayileşmeyi büyük ölçüde hızlandırmıştır.

Yine bu yüzyılda kullanılmaya başlanan telgraf ve telefon da, bilgi akışının hızlanması bakımından oldukça önemlidirler. Haberleşme sistemlerinin gelişimi, çok büyük bir hızla ve içinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük icatları olan bilgisayar ve internet sistemleri ile paralel biçimde günümüzde de devam etmektedir.

Bilgisayarın tanımının esnekliği bakımından, ilk bulunduğu zamanı söylemek oldukça güçtür. Ancak günümüzde kullandığımız anlamda ikili sayı sistemine dayalı ilk dijital bilgisayar 1941 yılında Z3 adıyla Konrad Zuse tarafından geliştirilmiştir.

Görüldüğü gibi insanoğlu büyük bir teknolojik gelişim yaşamıştır ve hala yaşamaya da devam etmektedir. Bu gelişimin kaynağı düşünüldüğündeyse bu sorunun cevabının, bilgi ve bilim olduğu ortadadır. Bilgi; üzerinde kesin bir yargıya varılmış, anlamlı her türlü ses, görüntü ve yazıya denir. Bilginin değerli olup olmadığı; onun doğruluğu, güvenilirliği, ilgili konuyla alakadarlığı, bütünlüğü, anlaşılabilirliği, ulaşılabilirliği ve etkin maliyete sahip olup olmadığıyla değerlendirilir. Bilgi, insanoğlunun ihtiyaçlarını ve çevresinde olup bitenleri düşünmesinin, araştırmasının bir sonucu olarak meydana gelir. Teknolojik gelişimin diğer bir faktörü olan bilim ise; “Dünyayı anlamak, olup bitenleri ve kendimizi kontrol altına almak, güvenli bir çizgi izlemek için belirlenen bir yoldur.”

Bilim, insanoğlunun tarihsel süreçte oluşturduğu bilgi birikimiyle beraber, bir amaç uğrundaki düşünme şeklini de ifade etmektedir ki bu düşünme şekli, bilimsel bir yaklaşım ışığında; merakı, sormayı-sorgulamayı, anlatılanlara kayıtsız inanmamayı bizzat incelemenin kendisini kapsar. Örneğin yerçekimi yasasının bulunması, Newton’un başına elma düştüğünde onun bu elmanın neden aşağı düştüğünü anlamaya çalışmasının bir sonucuydu.

Teknolojinin Gelişimi

Bilginin artması ve bilimin ilerlemesi sonucunda yeni teknolojiler ortaya çıkmaktadır. Bu yeni teknolojiler ise, hayatımızın aslında her anında yer alan yeni tanımları ve yeni kavramları da beraberinde getirmektedir. Burada en dikkat edilmesi gereken nokta yeni teknolojilerin de bilgiyi arttırması ve bilimin ilerlemesine büyük katkı sağlamasıdır. Yani bilgi artışı, bilim ve teknoloji gelişimi, birbirlerini çaprazlama olarak beslemektedir. Bilgi ile bilim, bilim ile de teknoloji kavramı arasındaki bu karşılıklı ilişki, teknolojinin tanımını da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Buna göre teknoloji; genel olarak bilimin, pratik hayatın ihtiyaçlarını karşılanmasına ya da insanın çevresini denetleme, şekillendirme ve değiştirme çabalarına yönelik uygulamalar bütünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Başka bir tanımla teknoloji; bilginin ve bilgiye dayalı usullerin, herhangi bir işin yapımına uygulanmasıdır. Bir işe uygulanan bilgi ve bilgiye dayalı usul, o işin daha kısa zamanda yapılmasına imkân tanıyorsa burada bir teknolojik gelişmeden söz edilebilir.

Bilişim Teknolojileri

Birbirleriyle çok yakın ilişkisi bulunan bilgi, bilim ve teknoloji arasındaki ilişkideki köprü görevini ise bilişim teknolojileri sağlar. Bilişim teknolojileri; “Günümüzün en temel zenginlik kaynağı olan bilginin toplanması, bu bilginin işlenmesi, saklanması ve gerektiğinde herhangi bir yere iletilmesi ya da herhangi bir yerden bu bilgiye erişilebilmesini, bugün için elektronik, optik vb. tekniklerle tanımlanmış belirli kurallara, protokollere göre otomatik olarak sağlayan teknolojilerin bütünüdür.”

Bilişim Teknolojileri bilgi ile teknolojinin beraber kullanılmasıyla elde edilen tüm sonuçları içermekte ve ana sistemlerden mikrobilgisayarlara kadar, bilgisayar temelli tüm sistemleri ifade etmektedir. Bilişim teknolojilerinin en önemli özelliği başka teknoloji alanlarını da derinden etkilemesi ve değiştirmesidir. Bilişim teknolojileri, verimliliği ve refahı arttıran anahtar faktör olarak yer almakta, bilginin gücünü harekete geçirebilmek ancak bu teknolojiler sayesinde mümkün olabilmektedir.

60’lı yıllarda ortaya atılan, 80’li yıllarda bilgisayarların yaygınlaşmasıyla büyük bir ivme kazanan, günümüzde de bilişim teknolojilerinin en önemli bileşeni olan ağ kavramıyla kazanılan büyük gelişmelerle beraber kaybedilecek varlıkların da yaratacağı risklerin artmasıyla bilişim güvenliği kavramı da hayati bir önem taşır hale gelmiştir. Burada değinilecek en önemli noktalardan birisi de, bilişim sektöründeki aslında tahmin edilemez ölçüdeki hızlı gelişmenin beraberinde gelen güvenlik açıkları ve bunun neticesinde bunlardan yararlanma yoluna giden saldırganların bu açıkları kullanma eğilimleridir.

Çağın teknolojilerine sahip gelişmiş ülkeler, verimlilik ve üretkenlikleri ile rekabet güçlerini hızla arttırırlarken, bu teknolojilere sahip olmayan az gelişmiş ülkeler, bu ülkelere karşı rekabet gücü bulamamaktadırlar. Hatta bu teknolojilere sahip ülkeler onların siyasal, hatta ve hatta sosyal yaşamları üzerinde bile belirleyici olmaktadırlar. Günümüzde bu gelişmiş olarak tabir edilen devletler, ekonomik gelişimlerini, refahlarını, mutlulukları ve güvenliklerini bilim ve teknoloji politikaları yoluyla yürürlüğe koydukları stratejilerle sağlamaktadır.

Teknoloji ve Milli Güvenlik

Burada, teknolojiye tam anlamıyla sahip olmayan-olamayan ülkeler açısından dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, teknolojiye sahip olan ülkelerin bu teknolojileri kullanırlarken, bunun kendileri için herhangi bir biçimde tehdit teşkil edip etmeyeceğidir. Nitekim çağımızda tehdit tanımı eski algılamaların içine teknolojiyi de dâhil ederek yapılmaktadır.

Bir ülke için en önemli unsurlardan birisi yukarıda saydıklarımıza ilave olarak sahip olduğu istahbarati gücüdür. Nitekim bir ülkenin sahip olduğu teknolojilere göre istihbarat biçimleri de gelişmiş, farklılaşmıştır. Örneğin istihbaratın elde ediliş yöntemine göre yapılan bir sınıflandırmaya göre “insan istihbaratı, görüntü istihbaratı, açık kaynak istihbaratı, sinyal istihbaratı ve iletişim ve elektronik istihbaratı yöntemlerinden sırasıyla saydığımız son iki yöntem, direkt olarak gelişen teknolojilere göre sınır ve şekilleri değişen istihbarat türleridir.”

Sinyal istihbaratı; orijinal hedef tarafından gönderilen sinyal şeklindeki mesajların tespit edilmesidir. Bu mesajlar, elektromanyetik yayma vasıtaları ve sensörler vasıtası ile tespit edilebilir. İletişim ve elektronik istihbarat ise “yeni buluşların geliştirilmesi için bilgi temin edilmesinin yanında, hedef ülkede bulunan iletişim düzenini kapsayacak hedef ülke iletişim olanak ve yetenekleri hakkında gerekli stratejik değerlendirmenin yapılmasına imkân verir “

Bu bağlamda ülkelerin güvenliğiyle ilgili belki de en önemli konu olan savunma sanayi alanında, ülkelerin tedarik ve teknoloji transfer modelleri, operatif ve taktik boyutta elektronik harp ve uzay savaşlarına yol açabilecek yeni senaryolar içinde, geleceğin bilgisayar donanımlı robotik savaş yöntemlerinin oynanacağı bilgi savaşlarına hazırlık düzeyi, fevkalade önem kazanan bir nitelik kazanmış  bulunmaktadır.

News Reporter

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: